Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranının memur ve memur emeklilerinin yaşadığı sefaleti gösterdiğini belirterek, temmuz ayında memur ve memur emeklilerine yapılan maaş zammının mutfaklardaki yangını söndüremediğini söyledi. Çarşıda, pazarda, markette, kira ve ulaşımda karşı karşıya kaldığımız gerçek enflasyon, açıklanan resmi rakamların çok üzerindedir, diyen Taşkın,   elektrik, doğalgaz, kira, ulaşım, gıda, eğitim ve sağlık giderleri karşısında memur ve memur emeklilerinin gelirlerinin eridiğini ve yoksulluk sınırının altındaki gelirle yaşam mücadelesi verildiğine dikkat çekerek; dört kişilik bir ailenin açlık sınırının aylık bazda 36 bin 939 lira, yoksulluk sınırının ise 120 bin 325 liraya çıktığının altını çizerek memur emeklisinin açlık sınırının, aktif memurun ise yoksulluk sınırının altında kalan maaşlar aldıklarını ve bununla geçim sıkıntısını en derinden yaşadıklarına dikkat çekti.  

Gerileyen enflasyonu memur ve memur emeklileri hissetmiyor.

İTO’nun öncü veri kabul edilen İstanbul enflasyonu %2.06, yıllık enflasyonu ise %35.20 olarak gerçekleşti. ENAG’ın 2026 temmuz ayı verisi %3,07, yıllık %50,49 açıklandı. TÜİK ise aylık bazda %1,78, yıllık bazda da %31,75 olarak açıkladı. Buna rağmen resmi verilerin enflasyonun biraz gerilediğini gösterse de dar ve sabit gelirli memur ve memur emeklilerinin cebine yansımadığını ifade eden Taşkın, enflasyonun gerilediğine dair göstergenin kağıt üzerinde kaldığını ve gerçek hayata yansımadığını belirterek açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“2026 temmuz ayında memur ve memur emeklilerine Toplu Sözleşme zammı olarak %7 zam yapıldı. Altı aylık enflasyon farkıyla birlikte toplamda %13.52’lik bir artış oldu. Bu artış, yasal konut kira artış üst sınırı olan %32,03'lük oranın bile gerisinde kaldı. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan memur ve memur emeklileri için barınma ve geçim krizi derinleşmiştir. Kira artış sınırı ile maaş zammı arasında %18,5'lik bir negatif makas oluştu. Toplu sözleşme formülleri nedeniyle memur ve memur emeklilerine yansıyan artış %13,52'de kaldı. Bu da memur ve memur emeklilerine yapılan maaş artışlarındaki adaletsizliği ortaya koyuyor.  

Toplu sözleşme sistemi ve enflasyon farkı hesaplama yöntemi değişmelidir.

       Maaş artışlarında geçmiş dönem kayıplarını telafi edecek bir refah payı düzenlemesinin bulunmaması alım gücünü doğrudan eritiyor. Toplu Sözleşme çerçevesinde maaş zammı alan memur ve memur emeklilerinin geçim sıkıntısı krizinden kurtarılması Devletin asli görevlerindendir. Bunun için öncelikle maaşlarda, maaş zamlarında ve gelir vergisinde adaletin sağlanması gerekiyor. Piyasa ekonomik koşulları dikkate alınarak reel maaş artışı sağlanması zorunludur. Memura kira yardımı, büyükşehir tazminatı, vergi diliminin yükseltilmesi, vergi oranının %15’te sabitlenmesi, gerçekleşen enflasyona göre maaş artışı yapılması, enflasyon farklarının her ay maaşa yansıtılması gibi önemli başlıkların bir an önce hayata geçirilmesi zorunludur. Diğer yandan mevcut toplu sözleşme sistemi ve enflasyon farkı hesaplama yöntemi bir an önce değiştirilmelidir.” aqdaleyt

Pin It

Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü vesilesiyle yazılı bir basın açıklaması yaparak Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) kanlı darbe girişimini ve dini değerleri istismar eden sinsi yapılanmasını sert bir dille kınadı.

Genel Başkan Necip Taşkın’ın basın açıklaması şöyle:

"Bundan tam 10 yıl önce, 15 Temmuz 2016 gecesi ülkemiz, tarihinin en karanlık ve en hain saldırılarından birine maruz kalmıştır. Yıllarca kendisini bir eğitim ve hizmet hareketi olarak maskeleyen, mütedeyyen Müslümanların temiz dini duygularını, inançlarını ve iyi niyetlerini sinsice istismar eden FETÖ terör örgütü, devletimizin kılcal damarlarına sızarak kendi emelleri doğrultusunda bir kalkışmaya cüret etmiştir.

Yüce dinimiz İslam’ın kutsallarını kendi kirli emellerine alet eden bu hain şebeke, o gece Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki unsurlarını harekete geçirmiş, milletin parasıyla alınan silahları, tankları ve savaş uçaklarını yine bu aziz milletin üzerine doğrultmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı raporlarında da açıkça ortaya koyulduğu üzere, bu örgütün ne dinle ne de imanla bir bağı vardır; varlıkları tamamen inanç istismarı üzerine kuruludur.

 "Sağlık Çalışanlarımız ve Milletimiz O Gece de Destan Yazmıştır"

15 Temmuz gecesi başta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Emniyet binalarımız olmak üzere sivil halkın üzerine acımasızca ateş açılmıştır. Bu hain kalkışmada, 251 vatan evladımız şehit düşmüş, binlerce vatandaşımız ise gazi olmuştur. O gece, canını hiçe sayarak meydanlara koşan aziz milletimiz ve yaralılarımıza nefes olmak için hastanelere akın eden kahraman sağlık çalışanlarımız, hainlerin karşısında adeta çelikten bir siper olmuştur. Milletimizin iradesine pranga vurulamayacağı o gece tüm dünyaya bir kez daha ilan edilmiştir.

"Dini ve Millî Değerlerimizin İstismarına Asla Müsaade Etmeyeceğiz"

Anadolu Sağlık Sen olarak, devletimizin bağımsızlığına, milletimizin iradesine ve inanç hürriyetimize kasteden her türlü terör örgütünün ve illegal yapılanmanın karşısında durmaya devam edeceğiz. Temiz inanç dünyamızın, FETÖ ve benzeri karanlık odaklar tarafından maneviyat ticaretiyle sömürülmesine, devlet kurumlarının ve liyakatin zedelenmesine asla müsaade edilmemelidir. Dini istismar eden bu yapılara karşı toplumsal uyanıklığımızı en üst seviyede tutmak zorundayız.

Bu vesileyle, vatanımızın birliği ve bütünlüğü uğruna canlarını feda eden 251 şehidimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Milletimizin bir daha böyle acılar ve ihanetler yaşamamasını temenni ediyorum.” 15 temm

Pin It

Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, yetkili sendikaların memur ve memur emeklilerinin haklarını korumada pasif kaldığını ve İşverenin sunduğu pembe tabloya razı olduğunu söyledi.

Necip Taşkın, yetkili sendikayı eleştirdiği açıklamasında, memur ve memur emeklilerine yapılan maaş artışlarının kümülatif olarak enflasyonun üzerinde görünmüş olsa da TÜİK’in tartışmaları enflasyon hesaplamalarının, ücretlerin, hayat pahalılığının gerisinde kalarak alım gücünü düşürdüğünü ve yoksullaşmanın derinleşmesine neden olduğunu söyledi.

Toplu Sözleşme görüşmelerinde yetkili sendikadan beklenen kazanımların elde edilemediğine dikkat çeken Taşkın, memur ve memur emeklilerinin ekonomik kayıplarından iktidar kadar, bu süreçte resmi olarak temsil yetkisini elinde bulunduran yetkili sendikaların da sorumlu olduğunun altını çizdi.

Necip Taşkın, açıklamasına şöyle devam etti:

“Bilindiği gibi TÜİK, Haziran ayı enflasyon oranını aylık bazda %0,99 yıllık bazda ise %32.11 olarak açıkladı.  İTO’nun İstanbul enflasyon oranı %1.14,  ENAG’ın haziran ayı enflasyonu %1.94, yıllık enflasyonun ise %51.49 olarak gerçekleşti. Açıklanan veriler ekonomik göstergelere dair farklı bir tablo ortaya koyuyor. İktisatçılar ise bu artışın çarşı pazardaki gerçek fiyat artışlarının çok gerisinde kaldığını, kamu çalışanlarının ve emeklilerin hızla yoksullaştığını vurguluyor.

Yetkili sendikalar olmasaydı memur ve memur emeklileri daha fazla artış alabilirdi.

Hem enflasyonun yıkıcı ağırlığı hem de yetkili sendikanın Toplu Sözleşme masasındaki tavrı memur ve memur emeklilerinin kaybına neden oluyor. Çalışan kesimin üstüne basarak ifade ettiği gibi yetkili sendika olmasaydı memur ve memur emeklileri daha fazla maaş artışı alabilecekti. Buradan çıkarılması gereken sonuç şudur; siyasallaşan sarı sendikalar kamu çalışanlarının haklarını korumakta yetersiz kalıyor. Üretimden gelen gücünü kullanamayan; memurun yoksulluk sınırının altında maaş almasına neden olan, en düşük memur emeklisinin asgari ücretin altına düşen maaşlarına gözlerini kapatarak başarısızlıklarını üye sayılarındaki artışla övünerek kapatmaya çalışan bir sendikal anlayışla karşı karşıyayız. Yetkili sarı sendikalar sahadan kopuk, içe kapanık, makamlarını korumak refleksiyle sendikacılık yapıyorlar. Kamuoyu araştırmalarında yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı günlük yaşamı ve özellikle memur ve memur emeklilerinin barınma, gıda, ulaşım, elektrik, su, doğalgaz ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını gösteriyor. Yetkili sendika bunları göremiyor veya görmek istemiyor. Memur ve memur emeklileri mevcut gelirleriyle temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar.

Alım gücü düşüyor, yetkili sendikalar seyrediyor!

Yetkili sendika seyrederken, Toplu sözleşme masasında imzalanan yüzdelik artışlar hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında erimeye devam ediyor. Memur ve emeklilerinin alım gücünü düşürüyor. Anayasal hak olan insanca yaşama hakları ellerinden alınıyor.  

 Yetkili sendikaların hükümet karşısında yeterli muhalefeti gösteremediği, sorunları çözmek yerine hükümetin çizdiği pembe tabloları kabullendiği görülmektedir.

Üye sayımlarının yapıldığı 15 Mayıs’ta ortaya çıkan sendikalar memur ve memur emeklilerinin zor şartlarda yaşadığını bilemez.

Yetkili sendikaların yıl boyunca sahadan uzak durduğunu, yalnızca üye sayımlarının yapıldığı 15 Mayıs döneminde ortaya çıktığına tanık oluyoruz. Memur ve memur emeklilerini unutarak sadece sendikalarının üye sayısı artışına odaklananlar dar ve sabit gelirli kamu çalışanlarının ve emeklilerinin zor şartlarda yaşamaya çalıştığını anlayamaz.  Sendikal özgürlüğü baraj kısıtlamalarıyla tıkayan ve çalışanların kendi iradeleriyle sendikalarını seçme özgürlüğünün önüne duvar ören, bağımsız sendikaların faaliyetlerini durdurması için fikir üreten bu zihniyet, ne yazık ki memur ve memur emeklilerinin insanca yaşayabilecekleri ücretin verilmesini sağlayamıyor.

Memur ve memur emeklilerinin ücretlerinin korunmasını sağlayacak yöntemler üzerinde durulmalıdır.

Grev hakkı olmayan toplu sözleşme düzeninde, yetkili sendikaların mücadele yöntemlerinin pasif kaldığı, sendikal hakların genişletilmesi için daha kararlı adımlar atılması gerektiği ortadadır. Bu çerçevede yetkili sendikaların kendilerinden ziyade alın teri döken ve emeğin karşılığı olabilecek ücretlendirme politikaları üretmesini, vergide adaletin sağlanarak dar ve sabit gelirli memur ve memur emeklilerinin ücretlerinin korunmasını, özellikle ücretlerin korunması amacıyla enflasyon farkının her ay maaşa yansıtılmasını sağlayacak eşel mobil sistemine dönülmesi gibi yöntemler üzerinde çalışmalarını öneriyoruz.”  Kayiplardan sendika

Pin It

       Hayat kurtarmak için zamanla yarışan Acil Sağlık Hizmetleri çalışanları, peş peşe kesilen trafik cezaları nedeniyle büyük bir mağduriyet yaşıyor. Görev esnasında hız sınırı nedeniyle ambulans şoförlerine Elektronik Denetleme Sistemi (EDS) ve radarlar üzerinden otomatik kesilen idari para cezaları, sağlık çalışanlarının sabrını taşırdı.

Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Anadolu Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (ANADOLU SAĞLIK-SEN) Genel Başkanı Necip Taşkın, acil sağlık personelinin adeta cezalar altında ezildiğini belirterek yetkililere acil çözüm çağrısında bulundu.

"Ambulanslar Makam Aracı Değildir, Keyfi Hız Yapılmaz"

Genel Başkan Necip Taşkın, ambulanstaki ekiplerin tek gayesinin hastayı hayatta tutmak ve en kısa sürede hastaneye yetiştirmek olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

"Ambulans kullanan Acil Tıp Teknisyeni (ATT), paramedik ve şoförlerimiz, kelimenin tam anlamıyla can pazarı yaşandığı anlarda direksiyon sallıyor. Arkada bir insanın hayatı kurtarılmaya çalışılırken, sürücü personelimizin üzerine adeta yağmur gibi trafik cezası yağıyor. Radarlar ve EDS sistemleri, görevdeki bir ambulans ile sivil bir aracı ayırt edemiyor. Bu cezalar doğrudan personelin maaşından kesiliyor. Ambulanslar makam aracı değildir. İçinde hasta olsun ya da olmasın, ya bir vakaya yetişmeye çalışıyordur ya da kendi istasyon bölgesine dönüyordur.

112 ambulansların vakaya giderken veya hasta taşırken geçiş üstünlüğü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 71. maddesi ve Geçiş Üstünlüğüne Sahip Araçlar Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Tabii ki bu üstünlük, can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak şartıyla kullanılabilir. Bu Kanun ve Yönetmelik, ambulansların siren ve tepe lambası kullanarak trafik kısıtlamalarından muaf olabileceğini düzenlemektedir. Ambulanslar Ve Acil Sağlık Araçları İle Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği ise ambulansların acil sağlık hizmeti sunumu için en kısa sürede ve güvenli şekilde olay yerine ulaşmasını öngörmektedir. Dolayısıyla siren ve tepe lambası açık ambulansın geçiş üstünlüğü dikkate alınarak her türlü kolaylık gösterilmelidir.

       Yargıtay’dan Emsal Karar: "Zorunluluk Hali" Cezalandırılamaz

Açıklamasında yargı kararlarına da dikkat çeken Taşkın, Yargıtay’ın bu konuda net emsal kararları bulunduğunun altını çizdi. Yargıtay Ceza Dairesi'nin, acil hasta veya yaralı taşıyan sivil araçlara kesilen cezaları bile Türk Ceza Kanunu’ndaki "zorunluluk hali" maddesi uyarınca iptal ettiğini hatırlatan Taşkın:

"Yargıtay emsal kararlarında, hayati tehlikesi olan bir hastayı yetiştirmek amacıyla yapılan hız veya kurallı ışık ihlallerini hukuka uygun bulmuştur. Sivil bir vatandaşın hastasını yetiştirirken tabi olduğu bu hak, asıl işi hayat kurtarmak olan 112 ambulans şoförlerine hayli hayli uygulanmalıdır. Yargıtay 'hayat kurtarmak trafik kuralından önce gelir' derken, idarenin ambulans şoförlerimize ceza yağdırması tam bir hukuk tezatıdır."

İptal Davaları Bürokrasi Çilesine Dönüşmesin

Mevcut sistemde haksız cezaların iptali için izlenen yasal sürecin sağlık çalışanlarını tüketeceğini, işinden soğutacağını, moral ve motivasyonunu düşüreceğini belirten Necip Taşkın, iptal davalarına dönüşecek bürokratik çileyi şu sözlerle aktardı:

"Maaşından binlerce lira ceza kesilen personel, bu cezaları iptal ettirebilmek için tebliğ tarihinden itibaren Sulh Ceza Hâkimliklerine itiraz etmek zorunda kalacak. Dava dosyasına acil servis giriş fişleri, triyaj formları, 112 arama kayıtları ve görev kağıtları gibi onlarca delil eklemek zorunda kalacak. Kahraman sağlık çalışanlarımız vakaya mı yetişsin, yoksa adliyelerde iptal davaları ve bürokrasiyle mi uğraşsın? Sürücülerimiz 'Yine ceza yer miyim, maaşım kesilir mi?' korkusuyla baskı altında çalışıyor. Bu durum, acil sağlık hizmetlerinin ruhuna aykırıdır."

Skandal Uygulama: Kaza Zararı Sağlıkçıya Rücu Ediliyor!

Trafik cezalarının yanı sıra personeli en çok yıpratan konunun kazadan sonraki mali yükümlülükler olduğunu ifade eden Taşkın, kazanın mali boyutuyla ilgili olarak da şunları söyledi:

"Ambulans sürücülerimiz sadece haksız cezalarla uğraşmıyor; personelin omuzlarında çok daha ağır bir yük var. Saniyelerle yarışırken ambulans kaza yaptığında, kasko ve sigorta prosedürleri arkasından kamunun uğradığı zararın yanı sıra karşı tarafın aracının yattığı süre kadar zararın tazmini de ambulansı kullanan ATT, paramedik veya şoförümüze rücu ettiriliyor! Yüz binlerce, hatta milyonlarca liralık araç hasarları ve tazminatlar hayat kurtaran personelin sırtına yükleniyor. Devletin malıyla, devletin görevini yaparken kaza yapan personele 'bu zararı sen ödeyeceksin' demek hangi vicdana sığar? Bu korkuyla personel nasıl can kurtaracak?"

Sağlık Bakanlığı ve Emniyete Ortak Sistem Çağrısı

Anadolu Sağlık-Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, bu haksızlığın ortadan kalkması için Sağlık Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü arasında acilen otomatik bir entegrasyon kurulması gerektiğini belirtti. Taşkın, çözüm önerilerini şu sözlerle sıraladı:

Yazılım Entegrasyonu Sağlanmalı: Sağlık Bakanlığı'nın 112 vaka takip sistemleri ile Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bağlı EDS sistemleri birbiriyle uyumlu hale getirilmelidir.

Cezalar Otomatik Düşmeli: Aktif olarak görevde veya hasta naklinde olduğu sistem üzerinden doğrulanan ambulanslara kesilen cezalar, personelin önüne hiç gelmeden doğrudan sistemden silinmelidir.

Maddi ve Manevi Mağduriyet Bitmeli: Sağlık çalışanlarının sırtındaki bu ekonomik yük ve adliyelerdeki dava süreçleri derhal sonlandırılmalıdır.

Taşkın, açıklamasını "Hayat kurtaran ellerin, sistemsel hatalar yüzünden cezalandırılması ve mahkeme kapılarında koşturulması kabul edilemez. Hükümetimizden ve ilgili Bakanlıklarımızdan bu kanayan yaraya kalıcı bir düzenleme getirmesini bekliyoruz" diyerek noktaladı. Ceza yagiyor

Pin It

Anadolu Sağlık-Sen Genel Başkanı Necip Taşkın ve Afyonkarahisar İl Başkanı Mehmet Aytekin, Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Osman Acar’ı makamında ziyaret ederek sağlık çalışanlarının sorunları ve talepleri üzerine kritik bir görüşme gerçekleştirdi.

Sendikal saha çalışmaları kapsamında Afyonkarahisar Devlet Hastanesi'ne kapsamlı bir ziyaret gerçekleştiren Necip Taşkın, hastanenin idari ve operasyonel süreçlerini yakından inceleyerek sağlık çalışanlarının güncel sorunları ve acil servis, doğum servisi, yoğun bakım ve radyoloji birimlerinde görev yapan sağlık çalışanlarıyla görüştü. 

Başhekim Opr. Dr. Osman Acar Makamında Ziyaret Edildi

Ziyaret programının ilk durağında Genel Başkan Necip Taşkın ve İl Başkanı Mehmet Aytekin, Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Osman Acar’ı makamında ziyaret etti. Olumlu bir atmosferde geçen görüşmede, sağlık personelinin çalışma şartlarının iyileştirilmesi, motivasyonunun artırılması ve hastane içindeki işleyişin daha verimli hale getirilmesi konularında karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Başhekim Acar’ın sorunlara yaklaşımı ve misafirperverliği için teşekkür eden Taşkın, sendika olarak yapıcı diyaloglara her zaman önem verdiklerini belirtti.

Kritik Birimler Tek Tek Gezildi: Sorunlar Yerinde Tespit Edildi.

Makam ziyaretinin ardından Genel Başkan Necip Taşkın ve beraberindeki heyet, hastanenin en yoğun iş yüküne sahip olan kritik birimlerinde incelemelerde bulundu. Acil Servis, Yoğun Bakım Üniteleri, Doğum Servisi ve Radyoloji Birimi gezilerek sağlık personeliyle görüşme gerçekleştirildi.  Görüşmede; nöbet şartları, yoğun iş temposu ve hasta sirkülasyonunun getirdiği fiziki yükler, personel yetersizliği, çalışma saatleri ve tükenmişlik sendromuna yol açan faktörlerin personel üzerindeki olumsuz etkileri, Şua izni, radyasyon güvenliği ve teknolojik altyapı konularında personelden bilgi aldı.

"Sahanın Gerçeklerini Yetkililere Taşımaya Devam Edeceğiz"

Birim ziyaretleri sırasında görev başındaki sağlık personeliyle tek tek görüşen ve talepleri not alan Genel Başkan Necip Taşkın, ziyaret sonrası yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bugün Afyonkarahisar Devlet Hastanemizin kalbi sayılan acil servis, yoğun bakım ve radyoloji birimlerindeki mesai arkadaşlarımızı ziyaret ettik. Sağlık çalışanlarımızın omuzlarındaki ağır yükü yerinde müşahede ettik. Özellikle bu kritik birimlerde görev yapan arkadaşlarımızın ekonomik, sosyal ve mesleki haklarının acilen iyileştirilmesi gerekmektedir. Anadolu Sağlık-Sen olarak sahada tespit ettiğimiz bu sorunları ve çalışanlarımızın haklı taleplerini hem Sağlık Bakanlığı'na hem de TBMM nezdindeki ilgili komisyonlara rapor halinde sunuyoruz, sunmaya da devam edeceğiz."

Ziyaret, hastane çalışanlarının sendika heyetine teşekkür etmesi ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.affyon d h

Pin It

Memur ve memur emeklilerinin maaş zammı söz konusu olduğunda TÜİK’in enflasyon oranlarını düşük gösterdiğini belirten Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, TÜİK’in yine şaşırtmadığını söyledi. TÜİK’in Haziran ayı enflasyon oranını aylık bazda %0,99 yıllık bazda ise %32.11 olarak açıkladığına dikkat çeken Taşkın,  İTO’nun İstanbul enflasyon oranı %1.14,  ENAG’ı ise %1.94 olarak açıkladığını, yıllık enflasyonun ise %51.49 olarak gerçekleştiğini belirterek, açıklanan verilerin ekonomik göstergelere dair farklı bir tablo ortaya koyduğunun altını çizdi.

TÜFE ocak ayında yüzde 4,84, şubat ayında yüzde 2,96, mart ayında yüzde 1,94, nisan ayında yüzde 4,18 ve mayıs ayında ise yüzde 1,71 artmıştı. Haziran ayındaki %0,99 artışla birlikte memur ve memur emeklilerinin alacağı enflasyon farkının %6.09 olarak gerçekleştiğini belirten taşkın, ekonomik tablonun memur ve memur emeklilerinin aleyhine gerçekleştiğini belirterek açıklamasında şu hususlara değindi:

       “TÜİK’in Haziran ayı verileriyle netleşen 6 aylık enflasyon tablosu, milyonlarca memur ve memur emeklisinin Temmuz ayı zam oranını belirledi. Resmi rakamlara göre memur ve memur emeklileri toplu sözleşme ile enflasyon farkı dahil toplamda yaklaşık %13.52 oranında bir artış almaya hak kazandı. Ancak bağımsız iktisatçılar, bu artışın çarşı pazardaki gerçek fiyat artışlarının çok gerisinde kaldığını, kamu çalışanlarının ve emeklilerin hızla yoksullaştığını vurguluyor ki bizde sendika olarak bu görüşlere katılıyoruz.

Maaş Artışları Gerçek Enflasyonun Altında Kaldı

Memur maaş artışları, doğrudan gerçekleşen enflasyon oranında yapılmıyor. Toplu sözleşme gereği, ilk 6 aylık enflasyonun belirlenen barajı aşan kısmı "enflasyon farkı" olarak yansıtılıyor.

       Bu hesaplama yöntemi nedeniyle, SSK ve Bağ-Kur emeklileri doğrudan 6 aylık resmi enflasyon oranı olan yaklaşık %17,76 civarında zam alırken; memur ve memur emeklileri %13.52 seviyesinde kalıyor. Kurumlar arası zam farkı yaklaşık 4,3 puanı buluyor.

       Açıklamalarda çelişki var!

        TÜİK yıllık enflasyonu %32.11 olarak açıklarken, ENAG bu oranı %51,49, İTO ise İstanbul için %35,94 olarak duyurdu. Maaş zamları en düşük veri olan TÜİK'e göre yapıldığı için, çalışanların gerçek hayatta karşılaştığı maliyet artışı karşılanamıyor.

       Alım Gücü Düştü, Çalışan Yoksulluğu Derinleşti

       Kamu sendikalarının verilerine göre, Türkiye'de dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 115 bin TL seviyesini aşmış durumda. Temmuz zammıyla birlikte en düşük memur maaşı 75 bin TL seviyesine gelse de bu tutar yoksulluk sınırının çok altında kalıyor.

Memur emeklilerinin maaşları, yapılan bu düşük oranlı zamla birlikte 35 bin TL civarındaki açlık sınırında gezinmeye devam ediyor. Yapılan bu artışlar bir "zam" değil, aksine son 6 ayda cepten çıkan ve eriyen paranın aylar sonra yapılan eksik bir telafisidir.

        "Refah Payı" ve "Eşel Mobil" Çağrısı

Enflasyon farkı yetersizdir. Üç kuruşluk enflasyon farkıyla memur ve memur emeklilerinin insanca yaşayabilmeleri mümkün değildir. Acil olarak refah payı verilmelidir.

       Ücretlerin fiyat artışları karşısında erimesini önlemek amacıyla, maaşların geçmiş verilere göre değil, her ay gerçekleşen enflasyona göre anlık güncellendiği "eşel mobil" sistemine geçilmesi şarttır. esermobil

Pin It

Diğer Makaleler...